FOTOĞRAFA İLKADIM

GİRİŞ

Günümüzde teknolojinin ilerlemesi ile görsel medya araçlarının ve fotoğrafın hayatımızın bir parçası haline gelmesi bizleri bu alanla daha yakından ilgilenmeye itmiştir. Gerek yanımızdan ayırmadığımız akıllı telefonların kameraları gerekse kompakt fotoğraf makineleri ile hemen herkes anı fotoğraflamaya devam ediyor. Bununla birlikte fotoğraf sanatına olan ilgide bu gelişmeler ile birlikte oldukça artmış ve eskisi kadar pahalı olmayan profesyonel makinelere olan yönelimde artmıştır.

Tabii ki bu hızlı yönelim pek çok alanda olduğu gibi bu alanda da hızlı bir tüketim alanı oluşturmuş ve bu bağlamda iyi bir fotoğrafçı olacağını düşünen herkes öncelikle pek çok teknoloji marketinde rahatlıkla ulaşabileceğimiz bu makinelere hatırı sayılır meblağlar ödeyerek sahip olurlar. Fakat maalesef genelde hayranlıkla baktığımız pek çok değerli fotoğraf sanatçısının fotoğraflarına benzer fotoğraflar çekme konusunda hayal kırıklıkları yaşanır. Çünkü yeterli fotoğraf bilgisi almadan başlanılan bu yolda kişi aldığı makineye güvenerek başlangıç yapmıştır. Oysaki bu alanda bilgi olmadan makine hiç bir işe yaramaz.

Bu yüzden fotoğraf dünyasına girmeden aslında neyin peşinde olduğunuzu basit birkaç soru ile bulabilirsiniz.

  1. Soru ne istediğiniz ile ilgilidir. Yani bu alanda sadece sanatsal ve kendinize göre çalışmalar mı yapacaksınız yoksa ticari fotoğrafçılığa mı yöneleceksiniz.
  2. Bu alanlardan hangisini seçerseniz seçin ilk etapta ne kadar gözlemcisiniz bunu saptamanız gerekmektedir. Çünkü gözlem yeteneğiniz sizin etkileyici fotoğraflar çekmenizi sağlar.
  3. İnsan ilişkilerinde pozitif ve girişken misiniz? Bu konuda son derece önemlidir çünkü insanların fotoğraflarını çekmek zordur ve fotoğraf çekerken bir takım hoş olmayan durumlarla karşılaşabilirsiniz ve bu konuda sabırlı olması gereken de yine siz olacaksınızdır.
  4. Bu alanla ilgili ilinizde temel anlamda size eğitim verebilecek kuruluş ya da dernekler var mı? Eğer bu konuda kendinize verdiğiniz cevaplar olumlu ise temel anlamda fotoğraf ve kullanacağınız makineye ilişkin eğitim almanız gerekmektedir. Hiç bilmeden bu işe başlarsanız kısa sürede bu alandan soğumuş olursunuz.

Bu konuda ben şahsen pek çok arkadaşın bir hevesle harekete geçip pahalı makineler alıp sonrasında sıkılıp zararına makineye elinden çıkaranları çok görüyorum ve üzülüyorum. Bu bilinçsiz hareket sonucunda insanların hem paralarının hem de zamanlarının harcanması gerçekten kötü bir durum. Bu yüzden ciddi paraların harcanabileceği bu alanda bilinçsiz hareketler son derece büyük maddi kayıplara yol açabilmektedir.

POZLAMA

Pozlama sensör ya da film üzerinde görüntü oluşturmak için ışığın yakalanmasıdır. Makineniz diyafram ve enstantane mekanizmalarını kullanarak objektiften gelen ışığı kontrol eder. Film ya da sensör ışığa duyarlıdır. Ve bu kontrol mekanizması sayesinde pozlanır.

Bu durumda pozlama için 4 bileşen gerekmektedir. Bu dört bileşen birlikte fotoğrafınızı oluştururlar.
1.Işık: En önemli öğedir. Birçok durumda iyi-kötü fotoğraf ayrımı ortam ışığının nasıl kullanıldığı ile ilgilidir. Işık fotoğrafınızı etkileyen temel öğedir ve ışığın nasıl kullanılacağınız öğrenmek tecrübeye dayalıdır.
2.Diyafram: Diyafram objektiften filme, sensöre gelen ışığı kontrol eden mekanizmadır. Aynı zamanda alan derinliğini de kontrol eder.
4.Enstantane: Enstantane ve diyafram doğru pozlamayı vermek için beraber çalışırlar. Enstantane belirli süre için filme, sensöre, diyafram tarafından izin verilen yoğunlukta ışığın geçmesini sağlar.
5.ISO Hızı(ışık duyarlılığı): ISO rakamları filmin, sensörün ışığa duyarlılığını belirtir.25,50,100,200,400 gibi.400 ISO, ışığa 200 ISO dan iki kat daha fazla duyarlıdır.Farklı mekan ve olaylar için farklı ISO hızları kullanılabilir.

DİYAFRAM

Fotoğraf makinelerinde objektif içinde yer alan diyafram sistemini anlayabilmek için insan gözünü hatırlamak gerekir. Diyafram, insan gözündeki göz bebeğine benzer. Göz bebeği, insan gözünün çalışması sırasında dairesel olarak açılıp kapanır. Az ışıklı bir konuya bakıldığında, retinaya daha fazla ışık düşmesini sağlamak için göz bebeği dairesel olarak açılır. Çok ışıklı bir konuya bakıldığında ise retina ya daha az ışık düşmesi için dairesel olarak kısılır. Pozlama sırasında, diyafram sistemi de aynı işlemi yerine getirir.

Diyafram sistemin yeri: Diyafram objektif içinde yer alır. Objektiflerin içinde birden çok mercek vardır, merceklerden geçerek film yüzeyine ulaşan ışık dalgaları mercekler arasındaki diyaframdan geçer.

Diyaframın Görevi: Işığı miktar açısından kontrol etmektir.

Diyaframın Yapısı: Dairesel olarak büyüyüp küçülen açıklığı sağlayan sistem; iris şeklin de açılıp kapanan yapraklardan oluşur. Objektif üzerinde yer alan bir bilezik yoluyla kontrol edilir. Günümüzde elektronik olarak kontrol ediliyor.

Birbirinin katları olarak büyüyüp küçülen diyafram değerleri (tam değerler) sırasıyla şöyledir:

1 – 1,4 – 2 – 2,8 – 4 – 5,6 – 8 – 11 – 16 – 22 – 32

ÖRTÜCÜ SİSTEM (ENSTANTANE/OBTURATÖR)

Fotoğraf makineleri içine ışık sızdırmayan bir gövdeye sahiptir. Bu gövdenin ön yüzünde objektif, arka yüzünde (gövdenin içinde) film yer alır. Objektiften giren ışık belirlenen diyafram açıklığından geçerek filme ulaşır. Bu şekliyle fotoğraf makinesinin çalışması insan gözüne benzer; ancak insan gözüne göz bebeğinden giren ışık retinada görüntüyü oluşturduktan sonrada gözün içine girmeye devam eder. Oysa fotoğraf makinesinde pozlamayı sağlayan ışık, diyafram açıklığıyla belli bir miktar olarak film yüzeyine ulaştığında bu ışığın belli bir süre içinde filmi pozlaması gerekir. Pozlamanın gerçekleşebilmesi, bir nesnenin fotoğrafının çekilebilmesi için ışığın miktar ve süre açısından kontrol edilmesi gerekir.

Pozlama sürecinde, fotoğraf makinesine giren ışık miktarı olarak diyafram sistemiyle kontrol edilirken süre olarak ise örtücü sistemiyle kontrol edilir. Örtücü sistemi, sanki bir kepenk gibi açılıp kapanarak filmin bir süre içinde ışıktan etkilenmesini sağlar. Örtücü açıldığında, filmin her noktası aynı oranda pozlanır. Örtücü normal konumunda kapalı bir kepenk gibi durur, fotoğraf çekim işlemi başlayana kadar filmi tamamen karanlık bir ortamda tutar. Pozlama sırasında, kepenk belli bir süre açık kalarak filmi pozlar ve yeniden kapanarak filmi yine karanlık bir ortamda tutar. Örtücünün açılıp kapanma arasındaki ‘süre’, örtücünün sağladığı pozlama süresidir.

DİYAFRAM – ÖRTÜCÜ İLİŞKİSİ

Diyafram değerini ya da örtücü hızını tek başına kullanarak pozlama yapmak yani fotoğraf çekmek teknik olarak mümkün değildir. Fotoğraf makinesi teknolojisinin gereği olarak diyafram ve önücü sistemlerinin birlikle çalışması gerekir. Her fotoğraf çekimi için belli miktar ışığın belli bir süre içinde filme ulaşması gerekir.Diyafram ve örtücü değerleri birbiriyle ilişkili olarak belirlenir. Fotoğraf çeken kişinin teknik olarak amacı, film yüzeyinde net ve doğru ışık yoğunluğunda görüntü elde etmektir. Görüntünün doğru ışık yoğunluğunda olması pozlamayla ilgilidir.Fotoğraf çekerken konunun üzerinden gelen ışık, filmin üzerine gereği kadar düşmesi gerekir. Yani hem miktar hem de süre açısından belirlenen ışığın sonuç olarak belli bir yoğunlukta olası gerekir. Gereğinden az olursa film az ışık almış olur buna az pozlama denir. Bu durumda filmdeki tonlar gereğinden açık olur. Işık gereğinden fazla olursa, film çok ışık almış olur ve buna çok pozlama denir. Bu durumda da filmdeki tonlar gereğinden koyu olur. Bu nedenle, pozlama sırasında hangi diyafram açıklığıyla, hangi örtücü hızının kullanılacağını belirlemek çok önemlidir; çünkü doğru pozlama bu şekilde belirlenir.

NETLEME SİSTEMİ

1.Helikoid Sistem.
Merceklerin, film düzleminden uzaklaşıp yakınlaşması ilkesine dayanır. Netleme (M) elle ve (AF) otofokus da yapılabilir.

  1. Körüklü Sistem.
    Objektif ya da film düzlemi ileri geri hareket ettirilerek netleme yapılır. Körük bu işe yardımcı olur.


Otofokus Özelliği

DSLR makinede otofokus (autofocus) özelliği var. Bu özellik bakaçta gördüğüm görüntünün tam ortasındaki alanda netlik ayarı yaparak çalışıyor. Bazı kullanıcılar otofokus özelliğini, makinenin pilini çabuk bitirdiğini söyleyerek fazla kullanmaz ama otofokus iyi kullanıldığında çok işe yarar. Fotoğrafın hangi alanının net olmasını istiyorum, buna karar verince, bakaçtan bakıp konuyu tam ortaya getirip, deklanşöre yarım basıyorum. Netleme gerçekleşiyor, kilitlemiş oluyorum ve parmağımı kaldırmadan daha güçlü basarak fotografı yakalıyorum.

ALAN DERİNLİĞİ

Alan derinliği, üzerinde odaklama yapılan objenin, kişinin ya da fotoğraflanan konunun önünde ve arkasında oluşan netlik sahasıdır. Alan derinliğini kontrol edebiliyorsak fotoğraflamak istediğimiz konuyu istediğimiz gibi ön plana çıkarabilir ve fotoğrafta arka planı flu yaparak yine istediğimiz gibi öldürebiliriz.

Alan derinliği kullanımı fotoğraf karesini oluşturan diyafram, enstantane ve iso bilgileriyle ışığı doğru bir şekilde yakalamaktan ziyade anlatılmak istenen konuyu daha iyi anlatmak için kullanılabilecek en öenmli argümanlardan birisidir.

Alan Derinliği kelime anlamı olarak İngilizce Depth-of-field (DOF) karşılığında kullanılır ve “Net Alan Derinliği” olarak da ifade edilir. Alan derinliği, fotoğrafçının kontrol edebildiği konulardan birisidir. Kimi zaman bir portre çekiminde daha küçük bir alan ön plana çıkarılabilirken, geniş açı bir manzara çekiminde daha büyük bir alan öne çıkarılabilmektedir.

Peki alan derinliğini nasıl kontrol ederiz? Alan derinliğini kontrol edebilmek için üç farklı unsur bulunmaktadır. Bunların başında diyafram açıklığı gelmektedir. Ayrıca odak uzaklığını ve fotoğraf makinesinin konuya olan uzaklığını kontrol ederek alan derinliği üzerinde kontrol sağlayabilirsiniz.

ÖRTÜCÜ HIZI VE NETLİK

Pozlama konusuyla ilgili olarak belirtilmesi gererken bir konu da şudur: Örneğin ; 1/500 f 2.8 pozlama değerleri ile 1/30 f/11 ‘in aynı olduğunu söyledik, ancak bu iki pozlama durumunda ışık nicelik olarak aynıdır. Bu iki pozlamanın sağladığı ışığın nitelikleri ise çok farklıdır. Bunun fotoğrafçılık açısından anlamı şudur: iki farklı pozlama durumunda elde edilen ışık yoğunluğu nicelik olarak aynıdır. Nicelik olarak aynı olan bu iki pozlama durumu sonucunda elde edilen görüntüler birbirinden nitelik olarak farklıdır; çünkü diyafram ve örtücü değerlerinin değişmesi görüntünün niteliğini doğrudan etkiler. Örneğin, hareketli bir konunun fotoğrafı çekiliyorsa 1/500 hızında konu donuk olarak ,1/30 hızında titrek yani netsiz olarak çıkacaktır.

Diyafram açısından ise diyaframın ikinci işlevi olan alan derinliği faiklı olacaktır; f/11’nın kullanıldığı fotoğrafta daha geniş alan derinliği sağlanırken, F 2.8’de çok dar olacaktır. Birbiriyle karşılıklı ilişkili olan diyafram ve örtücü değerleri belirlerken göz önününde tutulması gereken etkenler vardır: Aydınlatma yani fotoğrafı çekilen konunun içinde bulunduğu ışıklandırma koşuludur.Aydınlatma kaynaklarının konuya yakınlığı, uzaklığı ve sert ışık, yumuşak ışık türü konunun aydınlatmasını etkiler. Fotoğrafı çekilen konunun yapısı yani konunun dokusu ve ton değerine bağlı olarak üzerine düşen ışığı yansıtması mat ve parlak dokulu, açık ve koyu renkli nesnelerin ışığı yumuşatması farklıdır.

OBJEKTİF

Görüntüyü ve ışığı toplayarak fotoğraf makinemizin sensörünün veya analog sistemlerde filmin üzerine düşüren fotoğraf makinesi parçasıdır. Objektifler birkaç mercek yada mercek grubunun bir araya gelmesiyle oluşan bir parçadır aslında.

Fotoğraf makinelerinin çalışma prensibi insan gözüne dayanır. Yani insan gözü baz alınarak fotoğraf makineleri tasarlanmıştır. İnsan gözünde yer alan iris ile objektiflerde yer alan diyafram aynı mantıkla çalışır. Gözümüzdeki ışığın ayarlanmasında ki irisin görevi ile objektif de yer alan diyaframın görevi aynıdır. Ayrıca gözümüzde iris ne kadar önemliyse objektifte de diyafram aynı derecede önem arz etmektedir.

Peki objektiflerin geçmişten günümüze nasıl geliştiklerine bakalım. fotoğrafçılık tarihinin ilk yıllarında objektif yoktu elbet. Işık geçirmez bir kutuya iğne ile bir delik açılarak bu delik objektif olarak kullanılıyordu.

OBJEKTİF ÇEŞİTLERİ

Objektifler film ya da sensör üzerinde görüntü oluşturmak için kullanılan mercekler topluluğudur. Objektifler bir kaç merceğin bir araya getirilmesiyle oluşur. Mercek kalitesi ne kadar iyi olursa objektif de o kadar kaliteli olur. Fotoğrafçılıkta objektiflerin kalitesi fotoğrafın kalitesiyle doğru orantılıdır. Fotoğraf ışıktır. Işığı kontrol eden de diyaframdır. Diyaframda objektiflerimizin içinde yer alır.

Bir kişi bir gözünü kapatıp diğer gözüyle sabit bir noktaya baktığında. Yani askeri ifadeyle nişan aldığında görüş açısı 46 derecedir. 50mm bir objektifin de görüş açısı da 46 derecedir arkadaşlar. İşte bu yüzden 50mm lik objektifler normal, bu değerin altı geniş, üstü ise dar açı olarak ifade edilir. Bu değerlerin full frame yani tam kare makineler için geçerli olduğunu unutmayın. Aps-c makinelerde bu değerler kırpma faktöründen dolayı değişir.

Standart (Normal) Objektifler

Görüş açıları insan gözüne en yakın olan objektiflerdir (45-50 Derece). Görüntü boyu 24×36 mm. olan filmlerin kullanıldığı küçük boy makinelerde kullanılan 50 mm. odak uzaklıklı objektifler normal objektiflerdir. Dijital kameralar için 7-21 mm.lik objektifler normal objektif sayılabilirler. Optik kalitesi olarak en iyi sonuçlar normal objektiflerle elde edilir.

Nikon nikkor 50 mm

Geniş Açılı Objektifler

Geniş açılı objektiflerin görüş açısı normal objektiflere göre gittikçe genişleyen, alan derinliğini artıran niteliktedirler. Yaygın olarak, çok dar alanlardaki en geniş görüntüyü elde etmekte kullanılırlar. 35 mm.nin altındaki odak uzunluklarında elde edilen görüntünün köşe ve kenarlarında bozulmalar oluşturabilirler. Ancak bazı fotoğrafçılar bu bozulma etkisini estetik bir değer olarak kullanabilirler. 17-28 mm. arasında kalan objektifler geniş açılı objektiflerdir.

Canon 10-22 mm

Balık Gözü Objektifler

Balık Gözü Objektifler en geniş görüş açısı olanağı sağlarlar. Bu tür objektifler kullanılarak elde edilen görüntülerde dikey ve yatay çizgiler önemli ölçüde bozulur, dairesele yakın görüntüler elde edilir. Yaratıcı görüntülere ulaşmada oldukça yardımcı olan, 6 -16 mm arasındaki objektiflerdir.

Canon 8-15

Dar Açılı (Tele) Objektifler

Görüş açısı normal objektiflerden daha dar olan objektiflerdir. Fazla yaklaşılamayan portre, spor, doğa veya ornito(kuş) gibi konuların çekimlerinde kullanılır. 100, 200, 300, 400 mm. odak uzaklığı olan objektiflerdir.

Canon 400 mm

Değişken Odaklı (Zoom) Objektifler

Birden fazla değişik objektifin özelliğini bünyesinde taşıyan objektiflerdir. Fazla objektif taşıma ve sık değiştirmenin zorluğundan ortaya çıkmıştır. Üzerindeki halkanın ileri-geri veya sağ-sol çevrilmesi ile odak uzaklığı ve buna bağlı olarak görüş açısı değişen bu objektifler son yıllarda oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Genel amaçlı kullanımlar için geliştirilen zoom objektifler, kullanıcısına büyük kadrajlama kolaylığı tanımaktadır.

Nikon 70-200 mm

Makro objektifler

Konuyu 1/2 (x0.5) veya 1/1 (x1) (gerçek büyüklük life science) oranında büyütebilen çözme gücü çok yüksek, son derece kaliteli ve pahalı objektiflerdir. 50, 100 ve 200 mm olmak üzere üç ayrı odak uzunluğunda üretilirler. Nikon’ un 55, 105 ve 200 mm lik objektifleri vardır. 55 mm lik objektifi 1/2 büyütme sağlar ve bu çiçek büyütmek için yeterlidir. Ancak böcekleri ve kelebekleri ürkütmeyecek bir aralıkta çalışmak isterseniz 105 veya 200 mm lik bir makro objektif kullanmanız gerekir.

Sigma 105 mm makro

IŞIK VE AYDINLATMA

Fotoğrafçılık aslında öğrenilmesi iyi gereken bir ışık okuludur, ışık bir resmin olmazsa olmazıdır. Bir pencere aralığında onu yakalamayı, ölçmeyi, bir yüzün, bir evin, bir objenin etrafında dönüşünü görmeyi öğrenmemiz gerekir. Günbatımını, gün doğumunu, yaz ışığını, bazı bölgelerin sisli yumuşak, bazı bölgelerin ise ezici ışığını, altın gece ışığını, mavi tan ışığını tanıma gerekliliğinin ne kadar önemli olduğunu anlamak zorundayız.

Elimizdeki makinenin ayarlarına göre parlak bir güneşe, hafif bulutlusuna, çok gölgelisine, az gölgelisine, açık gökyüzüne, kapalı havaya göre ayarlarız. Işık fotoğrafın kaynağıdır. (Photo – Yunanca ışık anlamına gelir) ama hemen şunu söyleyebilirsiniz, zaten makinem bunların hepsini otomatik olarak yapıyor haklıda olabilirsiniz ama şunu unutmayın ilkokuldan başlayarak toplama, çıkarma bilmeden Üniversiteyi elinizde hesap makinesiyle bitiremezsiniz.

A-PARLAKLIK : Işık şiddetinin direk veya yansıyan yoğunluğunun ölçüsüdür. Rengin yoğunluğunu ve fotoğrafın kalitesini pozisyona göre etkiler. Parlaklık olgusu, karlı alan parlaklığından, yıldızlı veya yıldızsız geceye kadar geniş bir spektrumu içerir.
B- ŞİDDET : Şiddetli ışık, keskin , sert, kaba, yumuşak olmayan sonuçlar verir. Zayıf ve yumuşak ışık ile kullanım şeklinize göre büyülü sonuçlar elde edebilirsiniz.

C- YÖN : Işığın etkin yönü, fotoğraf çekiminde kolay ve etkili olarak kullanılabilir özelliğidir. Işığın vuruş yönü ve açısına göre, oluşacak gölgenin pozisyon ve uzunluğunu belirler. Özellikler aşağıdaki gibidir.

  • Cephe ışığı
  • Yanal Işık
  • Tepe Işığı
  • Ters Işık
  • Alttan vuran Işık

FİLM (SENSÖR)

Dijital SLR (DSLR) makineler: SLR (Single Lens Reflex) makineler görüntüyü objektiften alarak hareketli bir ayna vasıtasıyla vizöre aktarırlar. Fotoğraf çekilirken bu ayna kalkıp ışığın sensöre düşmesini sağladığı için çekilen görüntü gerçek zamanlı olarak LCD’den izlenemez; LCD sadece çekilen fotoğrafların sonradan ön izlemesini yapmak içindir. En büyük özellikleri objektiflerinin değişebilir olmasıdır. Kompakt makinelere kıyasla sensör boyutları daha büyüktür. Değişebilir objektif ve aksesuarlarının verdiği esneklik ve büyük sensörünün sağladığı görüntü kalitesiyle (özellikle gren performansı açısından) profesyonel fotoğrafçılar tarafından tercih edilirler. İster kompakt ister DSLR olsun, dijital fotoğraf makinelerinin çoğu özelliği ortaktır. Şimdi, iki kategorideki farklılıkları da belirterek bu özellikleri tanımaya başlayalım.

Sensör nedir, görevleri nelerdir? Sensör, bir dijital fotoğraf makinesinde görüntünün üzerine düştüğü ve bu görüntünün dijital olarak kaydedilmesini sağlayan, piksellerden oluşan duyarlı katmana verilen isimdir. Bugün kompakt makinelerde 3-4 MP‘den (genelde 6 MP ve üzeri), DSLR’lerde 6MP’den başlayan sensörlerle çözünürlüğün (piksel sayısı) fazla bir önemi kalmadığı söylense de, özellikle baskı söz konusu olduğunda sensör çözünürlüğü hala en önemli faktör.

YARDIMCI EKİPMANLAR

HAFIZA KARTI: Fotoğraf makinelerinde kullanacağımız hafıza kartı büyük önem taşımaktadır. Çünkü makinenin özellikle hızlı çekimlerde ve video çekimlerinde sorun yaratmaması hafıza kartının özelliklerine bağlıdır. Bu yüzden elinizdeki makinenin özelliklerine göre sd kart formatında ve en az class 10 sınıfından bir kart seçimi yapmak iyi sonuçlar verir. Kapasitesine gelirsek bir tane 16 gb lık bir kart alacağımıza 2 tane 8gb lık almamız daha iyi olacaktır. Çünkü çekim esnasında herhangi bir takılma ve bozulmaya karşın yedekteki kartımızı kullanabilmeliyiz.

HARİCİ FLASH: Sanat amaçlı çekilen fotoğraflarda flaş kullanmak genellikle önerilmez, çünkü özel bir duygusallığı vardır. Günümüz de hemen hemen her SLR fotoğraf makinesi üzerine monte edilmiş olarak bulunan otomatik Flaşların direk olan ışığının obje üzerine düşmesi ile birlikte gerekli olan fayda sağlanacağı gibi, çoğu zaman da gereksiz olan hatalar, ışık patlamaları, parlak ışıklı alanlar, koyu ve gereksiz gölgeler veya kırmızı göz bebekleri gibi buna benzer birçok istenmeyen etkiyi de ortaya çıkaracaktır.Makinemiz üzerindeki flaşın genelde yetersiz gücüne göre belli bir uzaklıktan sonra, örneğin en fazla on metreden daha uzaktaki nesneler için ışığı çok yetersiz kalacaktır, hatta hiç etkili olmayacaktır. Bununla birlikte ticari fotoğrafçılıkta stüdyo ürün çekimi gibi konularda flaş kullanımı gereklidir.

TRİPOD: Düşük enstantane seçimlerinde uzun pozlama gerektiren çekimlerde elimiz titreyeceği için çekimlerdeki bulanıklığı engellemek. Makro çekimlerde daha rahat davranmak için, yüksek enstantane olsa bile 1:1 çekim yapıldığından makine ve eldeki titremeleri önlemek için. Tele-zoom objektifle yapılan çekimlerde (Spor karşılaşmalarında karşılaşmalarındaki anları çekerken) yine titreşimi engellemek ve net fotoğraf elde edebilmek için.

ÇANTA: Makine ve ekipmanların korunumu ve alandaki çekimlerde rahat davranabilmek için kişi kendi tarzına ve kullanma rahatlığına göre fotoğraf makineleri için üretilmiş çantalardan seçebilirler.

FİLTRE:

Filtre çeşitleri nelerdir?

UV-Skylıght Filtreler

Bu filtrelerin fonksiyonu atmosferdeki mavi ve mor ötesi ışıkları süzerek berraklığı arttırmaktır. Bir başka tanımla UV filtre, temelde güneşten gelen Ultraviole dediğimiz, gözle görünmeyen ve UV olarak kısaltılan ışınları engellemeye yarar. Bu UV ışınları filme veya sensöre düştüğünde istenmeyen ışık patlamalarına veya beyaz ayarı dengesizliklerine yol açabilir, kötü olan taraf ise sizin bunu gözünüzle önceden fark edememenizdir.Yüksek dağlarda fazla etkisi yoktur.Ancak objektifimizin merceklerini toz,su,parmak izi gibi zarar verebilecek etkilerden korur.Bir objektif edindiğimiz zaman mutlaka kullanmamız gereken bir filtre grubudur.

Polarize Filtre

Polarize filtre ile parlama kontrolü yapılabilir.Su üzerindeki yansımalar,cam üzerindeki yansımalar kısaca yansımalar yok edilebilir.Polarize filtrenin kullanıldığı yerler,renklerin doygunlaştırılması,göğün beli bir bölümünün doygun ve koyu mavi hale getirilmesi,sisin ortadan kaldırılması,deniz ya da göl yüzeylerindeki parlamanın engellenmesi gibi durumlardır.Kontrastı arttırır.Göğün,koyulaştırılmak istenen bölümü ile,kamera ve güneş arasındaki açının 90 derece civarında olması gerekmektedir.Silindirik ya da küresel nesnelerin her yeri depolarize olamaz.

Yumuşatıcı Filtreleri

Yumuşatıcı (soft) veya difüzer (yayıcı) filtreler daha çok portre çekimleri için idealdir. Bu filtreler, yüz hatlarını ve çizgilerini yumuşatmaları ve aydınlık bölgelere gölge vermeleri nedeni ile poz veren modeli daha çekici gösterirler. Ayrıca manzara veya natürmort fotoğraflarında kullanılabilirler. Alaca karanlıkta çekilen fotoğraflarda ise çok parlak ışıklar engellenerek ışık patlamaları bertaraf edilebilir.

Isıtıcı(warm-up) filtreler

Bu filtreler fotoğrafa yumuşak bir turuncu ton vererek sıcaklık sağlarlar. 81A,81B ve 81C gibi farklı ısıtıcı filtreler vardır. Burada A en zayıf ,C en kuvvetli filtreyi temsil etmektedir. 81A filtre portre çekimlerinde ten rengine bir canlılık katmaktadır. Burada unutulmaması gereken filtrelerin sadece ortamda var olan ton veya renkleri kuvvetlendirmiş olduğudur yani ortamda olmayan renk ve tonları yoktan var edemezler.Ayrıca farklı efektler için üretilmiş binlerce filtre bulunur. Ancak photoshop gibi fotoğraf işleme programlarında bu efektleri gerçekleştirme oranı arttıkça bu filtrelerin kullanım alanı azalmıştır.

BATTERY GRİP: Battery Grip kısa tabirle kullandığımız SLR gövdenin alt kısmına takılabilen, makinenin de bir parçasıymış gibi görünen ayrıca makineye ek batarya gücü sağlayan güzel bir aksesuardır. Bazı özel amaçlarla üretilmiş gripler de mevcuttur (örneğin wireless dosya transferini sağlamak amacıyla kullanılan Canon makinede kullanılabilen Wireless File Transmitter WFT-E4 II A gibi.) Battery Grip lerin hangi durumda önemli olup neden kullanılması gerektiğine gelince;

Battery Grip takılı olan makinenin gövdesinde iki adet pil olmuş olur, bu sebeple çekim sayınız ikiye veya şöyle de anlayabiliriz; piliniz boşalmadan makinenizi kullanabileceğiniz zaman süresi ikiye katlanır.

Battery Grip makinenizde en çok kullandığınız tuşların ve tekerleklerin işlevsel olarak birer kopyasını üzerinde bulundurur, dolayısıyla dik kadrajla fotoğraf çekimi yaparken kolunuzu daha uygun pozisyonda kullanıp, rahatsız pozisyonlarda döndürmenize gerek kalmaz.

Makineyi tutuş şekliniz daha stabil ve uygun hale gelir. Özellikle Grip siz makineyi tutarken makine gövdesinin altına doğru kayan küçük parmağınız da Grip takılıyken tutuşunuza yardımcı olmaya başlar.

En önemlisi de Makinenizin bataryasının olmayacak bir zamanda bitip zor durumda kaldığınızda, makinenizi standart olan ve her yerde bulunan AAA pilleri (kalem pil) kullanabilmeniz için Battery grip özel bir hazne ile birlikte verilir ve genellikle de 6 adet AAA kalem pil ile çalışır.

PARASOLEY: Parasoley aslında önemli bir fotoğraf ekipman aksesuarıdır. Bazı önemli fotoğrafçılar, lenslerinde her zaman Parasoley ile gezerler. Hatta bazen kapalı mekan çekimlerinde, gün ışığı olmamasına rağmen parasoley kullanılır. Bunun en önemli sebebi lensi darbelere karşı korumasıdır.

Elbette hiç birimiz kullandığımız lenslerin ön camında ufak bir çizilme veya leke istemeyiz. Ayrıca yağmur damlalarının veya karın lensi ıslatmasını önleyen Parasoley, eğer rüzgara karşı durmuyorsanız, tozdan da belli ölçüde lensinizi korur.

Fotoğraflara etkisi açısından, özellikle açık havada çekim yaparken uç açılardan gelen istenmeyen ışığın, optik elemanlardan yansıyarak fotoğrafta zaman zaman flare olarak bilinen parlamalar oluşmasını engellemektedir.

RAW VE JPEG DOSYA FORMATI

Raw uzantılı fotoğraf dosyaları işlenmemiş fotoğraf formunu belirtir. Dosya uzantısı nikon için nef, diğer makineler için de değişme olasılığı var ama genel olarak raw yani ham adını veriyoruz. Raw dosyaları windows fotoğraf görüntüleyicisi ile görme imkanımız maalesef yok. Eklentisi varsa da ben bilmiyorum. Yani jpeg dosyalar gibi üzerine çift tıklayınca hemencecik bilgisayar ekranımızda göremiyoruz.

Ben fotoğraflarımı genelde raw+jpeg formatta çekmeyi tercih ediyorum. Jpeg dosyaları incelemem, gözlemem ve dijital ortamlarda yayınlayacağım zaman işlemem kolay oluyor. Fotoğraflarımı baskıya vereceğimde ise raw üzerinde çalışıyorum. Bazen jpeg dosyalar tahmin ettiğimden daha güzel olabildiği için raw dosyalara hiç bulaşmıyorum hatta. Bu bana seçenek bırakıyor.

EXİF OKUMA

Öncelikle tarih bilgisini içeriyor yani dijital fotoğraflarınıza tarih bilgisini basmanız gerekmiyor. Bunun yanında diyafram, enstantane, ISO, poz telafisi, ölçüm yöntemi, odak uzaklığı, fotoğraf makinesinin modeli, beyaz ayarı, çekim modu ve daha pek çok bilgiyi barındıran Exif için fotoğrafın parmak izi desek yanlış olmaz.

Dijitalin hayatımıza getirdiği en büyük kolaylık not tutma derdinden kurtulmuş olmamız. Fotoğrafı çekerken kullanılan ayarlar, fotoğraf makineniz tarafından çekilen her fotoğrafa Exif bilgisi olarak gömülmekte. Bu sayede fotoğrafların Exif bilgilerine bakarak, fotoğrafın nasıl çekildiği konusunda fikir yürütebilirsiniz. Özellikle uzun pozlama ile fotoğraf çekilmişse enstantane bilgisi faydalı olacaktır.

ALTIN ORAN

Golden section (ratio, divine proportion) and golden spiral

Kompozisyon yazı dizimizin bu bölümünde görsel öğelerin fotoğraftaki yerleşiminde en çok dikkat edilen konu olan altın oran ve 1/3 kuralından bahsedeceğiz ve bol örnekle konunun pekişmesini sağlayacağız.

Fotoğrafa yeni başlayan herkesin karşısına sık sık çıkan 1/3 kuralı aslında anlaşılması ve uygulanması en basit kuraldır. 1/3 kuralında amaç öğelerin dizilimi ile hikayenin daha etkili anlatılmasını sağlamaktır.

Altın oran, doğada sayısız canlının ve cansızın şeklinde ve yapısında bulunan özel bir orandır. Doğada bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, yüzyıllarca sanat ve mimaride uygulanmış, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır. Doğada en belirgin örneklerine insan vücudunda, deniz kabuklularında ve ağaç dallarında rastlanır. Platon’a göre kozmik fiziğin anahtarı bu orandır. Altın oranı bir dikdörtgenin boyunun enine olan “en estetik” oranı olarak tanımlayanlar da vardır.

PAN ÇEKİM TEKNİĞİ

Pan tekniğini kısaca, hareket halindeki bir nesneyi çekme tekniklerinden biri olarak ifade edebiliriz. Kameramızı, objemizin hızında hareket ettirmemize dayanan bir tekniktir. Bu sayede arka planda bir hareket etkisi ortaya çıkacaktır. İşte bu tekniğe pan tekniği (panning) diyoruz. Kolay bir teknik olmadığını söyleyebilirim. Öncelikle bu tür bir çekim yapacaksanız, karşılaşacağınız ilk zorluklar sizi yıldırmasın diyorum.

Bu teknikte ilk olarak elinizi titretmemeniz gerekecek. Elinizin titremesi, bulanıklığa yol açacaktır. Bu bulanıklığı engellemenin bir yolu da tripod yardımı almaktır. Düşük bir perde hızı seçin. 1/30 ayarında deneme çekimi yapın (Nesnenizle beraber kameranızı da yere paralel olarak hareket ettiriniz.). Eğer çekim hızınız düşük ya da yüksek çıkarsa, değişik hızlarda denemelere devam edin. 1/8 ile 1/60 arasındaki çekimler ideale yakın çekimlerdir.

UZUN POZLAMA

Uzun pozlama benzer bir şekilde karanlık bir ortamda bir nesnenin üzerine düşen ışığın sensöre aktarılmasıdır. Ya da aslında uzun pozlanmış fotoğraflarda gördüğümüz üzere hafif ışıkta hareket eden bir objenin yaymış olduğu hareket hissinin, uzun pozlanarak mevcut ışığın hüzmeleriyle fotoğrafa aktarımı olarak da ifade edebiliriz.

Uzun pozlama yaparken en önemli konulardan birisi enstantane hızıdır. Enstantane hızlarını 30sn ile 1/8000 aralığında ele alırsak uzun pozlama aşamasına gelmiş ve artık ışığın azaldığı elde çekim sınırı genel olarak 1/15 gibi ifade edilmektedir.

  1. Öncelikle bulanık olabilecek bir uzun pozlamanın önüne geçmek ve görüntüyü sabitlemek için mutlaka tripod kullanmalısınız.
  1. Deklanşöre basmak ve çekimi yapmak için mutlaka uzaktan kumanda kullanın. Böylelikle elinizle yaratacağınız titreşimin önüne geçmiş olursunuz.
  1. Işığı tutmak için filtreler kullanın. Özellikle Neutral Density fitreler farklı stoplarda ışığı azaltmaktadırlar.
  1. Uzun pozlama yaparken F değerini yükseltin ve kısık diyaframda çekim yapın. ISO’yu minimum seviyede tutmaya çalışın.
  1. 30 saniye ve üstü uzun pozlamalar için “Bulb” modu kullanın. “B” Bulb mod sayesinde istediğiniz süre kadar pozlama yapabilirsiniz.
  1. Pozlama ne kadar uzun olursa fotoğrafta o kadar gürültü ortaya çıkacaktır. Gürültüyü azaltmak için RAW (ham) formatta çekim yapın. Böylelikle Lightroom ve Adobe Camera Raw gibi programlarda çektiğiniz RAW format fotoğrafı işleyerek gürültüyü en aza indirebilirsiniz.
  1. Mutlaka hava kararmadan önce çekim yapacağınız noktada konuşlanmaya çalışın. Böylelikle karanlığa doğru kadrajınızı ayarlamak yerine hava kararmadan önce fotoğrafını çekeceğiniz alanı doğru bir açıyla görmüş olursunuz.
  1. Ve çekim esnasında titreşim yaratmaması ve çektiğimiz karelerde netlik kaybına yol açmaması için VR (Vibration Reduction)titreşim azaltma özelliğini mutlaka kapatmalıyız.

PORTRE ÇEKİMİ

Portre fotoğrafçılığında bir fotoğrafçı için en önemli konu, makine üzerinde sağladığı hakimiyettir. Fotoğrafçı, bu hakimiyet duygusuna deklanşöre her bastığında bir adım daha yaklaşmış olur. Portre fotoğrafları portresi çekilen kişinin yaşadığı mekânı, düşünce ve duygularını, karakterini, yaptığı işi anlatmalıdır. Tamamen o an yaşananların sonucu olmalıdır. Ayrıca edinilen teknik detaya yönelik bilgiler ile portre fotoğrafları ileri seviyeye taşınabilir.

Kullanacağınız objektif portre fotoğrafçılığında en önemli yeri teşkil ediyor. Portre fotoğrafçılığında yoğun biçimde 50mm f1.4 ve 85mm f1.8 kullanılmaktadır. Bu lens ile hem modelden çok uzaklaşmazsınız hem de bozulma yaşanmaz. Ayrıca 85 mm altında çekerken burun kulaktan büyük çıkar, yüz bozulur. Bunun yanında 24-70mm f2.8 ve 70-200mm f2.8 ile güzel kareler yakalayabilirsiniz. Fakat bu objektifler fiyat olarak diğerlerine gore daha pahalı objektiflerdir. Hem ekonomik hem de iyi sonuçlar amaçlandığında 50mm ve 85mm ilk öncelikler olmalıdır. Bazı üst seviye fotoğrafçıların 85-100mm arası objektiflerle oldukça iyi sonuçlar elde ettiği görülmektedir. Ancak bu objektif türünde başarı yoğun biçimde tecrübeyle orantılı özellikler sergiler.

MAKRO ÇEKİM

Yakın olan çekimler, diğer bir deyişle makro çekimler ( close-up ) konu veya objeye çok yakın planda yapımış olan çekimlerdir. SLR olan fotoğraf makinalarının objektifleri konu veya objeye yaklaşık 30 – 40 veya 50 cm. kadar yakınlaşabilirler. Bu ise çoğu bu tip çekimler için yeterli olmayabilir. Bu tip çekimlerde en doğru ve başarılı fotoğraf sonuçları konuya birkaç cm. yaklaşma olanağı olan makro objektifler ile alınır.

Makro fotoğrafçılık için kullanacağımız ekipmanlar konuya ne kadar yaklaşmak isteğimizle orantılıdır. Elimizde örnek olarak 70 -200 mm bir zoom ve bunun ayrıca makro ayarı bulunuyorsa elimizdeki bu imkan bazı yakın çekimler için yeterli olabilir. Konuya birkaç cm. yaklaşma imkanı sağlayan tele – makro objektiflerin dezavantajı fiyatlarının yüksek olmasıdır.

Makro çekim yapmanın daha farklı ve ekonomik yolu close – up filitreler kullanmaktır. Değişik özellikte olan bu mercekler +1, +2, +4 veya +10 gibi değerlerde olup objektifin önüne takılıp başarılı sonuçlarının yanında oldukça da ucuz merceklerdir. Genelde en iyi sonuç +4 ile alınır.Konuyu 1/1 çekmek tercih edilendir, konuyu daha fazla büyütmek için ise körük dediğimiz sistem ile çalışmamız gerekir, bu ekipmanlar objektif odak uzaklığını yani ışık yolunu uzatarak daha da yakın çekimler yapılmasına olanak sağlarlar. Makro çekimler için de en iyi olan aydınlatma gün ışığıdır. Fakat konunun konumuna göre direkt olan aydınlanma, parlama ve sert gölgeler olarak ortaya çıkabilir, buda sorun oluşturur. Böylesi durumlarda karton reflektör veya flaş kullanımı uygundur. Fakat konu objektife çok yakın olacağı için flaş kullanımında çok parlayan ışığın karanlık gölgeler oluşturmaması için, konunun her tarafını eşit şekilde aydınlatan ring (Dairesel) veya makro flaş kullanmak gerekir. Flaş ile yapılan çekimlerde diyaframın mümkün olduğunca kısık tutulması da akıldan çıkarılmamalıdır.