FOTOĞRAF MAKİNESİ SEÇİMİ

 

  • Fotoğraf konusunda ne yapacağımıza karar verdikten sonra tabiî ki kendimize uygun bir makine seçmemiz gerekiyor. Bunun için daha çok dslr türü makineler fotoğrafı öğrenme açısından çok daha iyi olacaktır. Digital ve compact makineler de çekim şartlarına müdahale etmek çok sınırlı olacağından bizim öğrenme alanımızı da sınırlayacaktır bu yüzden önermiyorum.
  • Makine seçiminde karşımıza çeşitli marka ve modellerde makineler çıkacaktır. Bu konuda en iyisi bir teknoloji marketine gidip bu markalara ait modelleri elinize alıp bakmanızda fayda var. İlk etapta karar vereceğiniz marka sonrasında tüm ekipman alımlarınıza yansıyacaktır bu yüzden iyi karar vermenizde yarar var.
  • Makine alırken bütçemizi de belirledikten sonra dikkat edeceğimiz ilk nokta alacağımız makinenin üzerinde bulunan kit lensin ne olduğuna bakmak olmalıdır. Unutmayınız ki bu yolun başında size piyasanın en iyi ve en pahalı makinesi oldukça fazla gelecektir. Orta sınıf bir makine ve geniş aralıklı bir lens seçimi fotoğrafı öğrenirken daha çok zevk almanızı ve kolay öğrenmenizi sağlayacaktır. Bu alanda ilerleme kaydettikçe elinizde olan lens size yetmemeye başlar ve üst sınıf bir lense geçebilirsiniz.
  • Ben bu aşamada çok fazla teknik konulara girmemeye özen gösteriyorum. Yinede makine alırken standart bazı özellikleri dikkate alabilirsiniz. Gövde özelliklerinde sensör ün çözünürlüğü 18 mp den küçük olmasın derim çünkü zaten artık çok da fazla kalmadı. Bazı firmalar her ne kadar makine gövdelerinde hafiflik ve küçüklüğü kolaylık olarak gösterseler de siz elinize oturan ve size sağlam bir tutuş sağlayan modellere güvenin. Makinenizin hafif olması taşırken her ne kadar rahatlık sağlasa da çekim yaparken titremelere karşı sizi yarı yolda bırakacaktır. Bununla birlikte makine ile birlikte yanında gelecek olan lensin üst sınıf olması ilk etapta çok önemli değil. Fakat örnek olarak 18-135mm, 18-200mm, 17-50mm ve 50 mm gibi lensler sizin farklı konularda çekim yapabilmenizi sağlar ve cebinizi çok fazla yakmaz.
  • Genel anlamda merak edilen konulardan biriside fotoğrafa başlamadaki fiyat aralığıdır. Son zamanlara göre konuşacak olursak 1500 tl ile 3000 tl arasında değişmektedir. Fakat bu alandaki teknik konuların içersine girdikçe önünüzde almak isteyeceğiniz çok geniş bir ürün yelpazesi duruyor olacaktır. Tabii ki makinenizi edindikten sonra fotoğraf çekmek için gezme faaliyetlerinizi de düşünürseniz ilgilenmesi pahalı bir alan olduğunu rahatlıkla görmüş olursunuz.
  • Tüm bu seçimlerden sonra makinenizi almışsanız size ilk etapta bir takım malzemeler daha lazım olacaktır. Bunlardan ilki sağlam bir profesyonel makine çantasıdır ki gerçekten hem malzeme taşıma hem de makinenizi korumak için çok önemlidir. İkincisi hafıza kartı olmalıdır ve sorun yaşamamanız için class 10 seviyesinde bir kart almanız yerinde olacaktır. Üçün sü yedek bataryanız mutlaka olmalıdır bunun içinde en az bir en çok iki batarya alabilirsiniz. Dördüncü olarak ta lensinize uygun bir adet uv filtre ve parasoley alırsanız lensinizi hem çarpmalara ve küçük darbelere karşı korumuş olursunuz hem de çekimlerinizde fazla ışığa maruz kalmaktan bir ölçüde kurtulursunuz.

LEİCA

Ernst Leitz tarafından kurulan Leica aslında mikroskop ve optik cihaz üreticisi olarak dünyaya gelmişti. İlk kamera modeli ise 1914 yılında Oskar Barnack tarafından geliştirildi. Ve çığır açan 35 mm’lik el yapımı makineler 30’lardan itibaren fotoğrafın üst tabakasının eli, ayağı ve gözünün uzantısı oldu. Çünkü artık geniş formatlı kameralara, tripodlara ihtiyaç kalmamıştı.

Piyasa uzmanlarına göre Leica’nın en büyük hatası, dijital makine pazarına girmemesi oldu. Fiyatı 10 bin Euro’yu bulabilen yüksek kalite analog modellerin hitap edebileceği pazar kalmamıştı.

Bugünün fotoğraf ustalarına göre Leica mercekleri halen türünün en iyi örneği.

O döneme göre küçük, hafif, sessiz ve gösterisiz olduğu için savaşın o dehşet realitesini de en iyi Leica’lar yansıtabilmişti. Küçülen, sesi azalan makinenin hüneri sadece savaş alanıyla sınırlı kalmadı. Robert Capa 1932 yılında cebinde taşıdığı Leica’yla, Kopenhag’da Rus Devrimi üzerine konuşma yapan Leon Troçki’nin fotoğrafını gizlice çekerek dünya çapında olay yarattı.


CANON

Canon 1937 yılında, “her eve bir kamera” hedefiyle, kaliteli 35mm kamera üretmek üzere kuruldu. Şirket adını Budizm Bağışlama Tanrıçası “Kwanon”la aynı adı taşıyan kameradan aldı. Canon sözcüğü, aynı zamanda, İngilizcede kural, standart anlamını da taşımaktadır. Şirketin faaliyet gösterdiği alanda kalite, yenilik ve kurum yaklaşımı olarak standartları belirleyici kimliğine de uygun düşmektedir.

Kuruluşunu izleyen ilk otuz yılda teknoloji ve yaratıcılıkta ileri adımlar gerçekleştiren Canon, sonraki otuz yılda sunduğu ürün ve hizmetleri başarıyla zenginleştirerek, ofis otomasyonu ve elektronik alanında üstün nitelikli ürünlerin yaratıcısı oldu. ABD, de Avrupa pazarına giren Canon bugün dünya çapında üretim ve pazarlama faaliyeti sürdürüyor. Merkezi Tokyoda bulunan Şirketin faaliyetleri Tokyo, Singapur-Hong Kong, Sidney, New York bölge ofisleri ve Hollandada bulunan Avrupa Merkez ofisi aracılığıyla koordine ediliyor.

Özel girişimin kâr etmenin ötesinde topluma ve dünyaya karşı sorumlu olduğuna inanan Canon, şirket olarak misyonunu sürekli büyüyerek ve yatırım yaparak dünyaya olumlu katkıda bulunmak olarak tanımlıyor. Politik, ekonomik ve dinsel sınırlarla şekillendirilmiş günümüz dünyasında özel girişimin ayrıcalıklı bir rol oynayabileceğini savunuyor. Canon, özel girişimin dünya üzerindeki tüm bu sınırların ötesine geçebilecek gücünü vurgulayarak, toplumsal ve doğayla sorunların çözümü doğrultusunda global perspektif sunabileceğine, ulusları ve insanları dostluk ve uyum içerisinde bir araya getirebileceğine, işaret ediyor.


NİKON

1917 yılında üç büyük Japon optik üreticisinin bir araya gelmesi ile kurulan Nikon, sonraki 60 yıl içerisinde fotoğraf makineleri, fotoğraf makinesi ve mikroskop objektifleri ile optik ölçüm cihazlarının en büyük üreticisi konumuna gelmiştir. II. Dünya Savaşı sırasında 19 fabrikası ve 23.000 çalışanı ile faaliyet gösteren şirket, Japon ordusu için dürbün, periskop ve bomba nişangahı üretimini gerçekleştirmiştir. Savaş sonrasında faaliyetlerini tek fabrikada sürdüren şirket, Nikon marka ilk fotoğraf makinesini 1948 yılında Nikon I ismiyle üretmiştir.

Nikon’un fotoğraf endüstrisinde tanınan bir marka haline gelmesinde Kore Savaşı’nı takip eden Amerikalı fotomuhabir David Douglas Duncan’ın payı büyüktür. Leica makinesinde Nikon objektifler kullanan Duncan’ın çektiği fotoğraflar özellikle keskinlikleri ve zıt tonlarıyla beğeni kazanmıştır. Böylelikle fotomuhabirler arasında tercih edilen bir marka konumuna gelen Nikon, 1959 yılından itibaren üretimine başladığı F serisi SLR fotoğraf makineleri ile yıllar içerisinde bu konumunu pekiştirmiştir.

1990’ların sonuna dek fotoğraf endüstrisinde pazar lideri konumunu sürdüren Nikon, bu dönemde fotoğraf endüstrisinde yaşanan bir dizi teknolojik gelişmeyi (örn. titreşim azaltıcı sistemler, sessiz netleme motorları gibi) ürün gamına yeterince hızlı yansıtamamış, bunun sonucunda da özellikle profesyonel fotoğrafçılık pazarında ezeli rakibi Canon’un gerisinde kalmıştır. Dijital SLR kamera sistemlerinde CCD sensör ile yola çıkan Nikon, keskinlik açısından başarılı ancak gren ve gürültü açısından zayıf olan bu sensörü kullanmakta ısrarcı olunca satışlarında rakiplerine karşı bir güç kaybına uğramıştır. 2005 yılında değişen Nikon yönetimi ile daha saldırgan bir tutuma giren pazarlama ve arge departmanları Sony ile birlikte geliştirdikleri ışığa duyarlı ve yüksek ISO değerlerine çıkabilen yeni CMOS sensörlü kameraları ile eski itibarını yeniden kazanmayı başarmıştır.[1] Bu çalışmaların sonucunda Nikon’un ilk tam ölçü (İngilizce: Full frame) sensörlü, FX kodlu, tam profesyonel D3 kamerası 2007 yılında piyasaya sürülmüştür. Kısa bir süre sonra da yarı amatör D700 ile daha ekonomik modeli de pazardaki yerini almıştır.

Nikon, tam ölçü sensörlü modellerin yanında APS-C adı verilen ve DX kodlaması ile pazara verilen 35 mm film ölçüsünün 2/3’ü büyüklüğündeki CMOS sensörler ile donatılmış yarı profesyonel D300 ve ileri amatör D90 serisi ile piyasada yeniden boy göstermiştir. Özellikle düşük ışık şiddetine karşı duyarlı ve düşük enerji tüketimi ile öne çıkan CMOS sensörler ile donatılmış bu kameralar, düşük diyafram hızlı lensler ile düşük bütçeli amatör ve ileri amatör fotoğrafçıların beğenisini kazanmıştır.[2] 2008 yılında piyasaya sürülen D90, ayrıca sesli video kaydı yapabilen ilk D-SLR olam özelliğine de sahiptir.

2000’li yılların başında dijital görüntüleme teknolojilerinin hızlı gelişimi sonucunda pek çok firma 35 mm film kullanan fotoğraf makinelerinin üretimine son verirken Nikon, 2004 yılında üretimine başladığı F6 modeli ile bu alana yatırımını sürdüren az sayıda firmadan biri olmuştur.


PENTAX

Pentax, fotoğraf ekipmanı (fotoğraf makinesi, objektif), dürbün, teleskop, tıbbı gözlem cihazları ve gözlük mercekleri üreten firma.

1919’da Tokyo’da kuruldu. Gözlük mercekleri üreterek faaliyete başladı. 1938 de Asahi adında optik cihazları üretmeye başladı. 2006 yılında Hoya ile birleşti. 2011’de ise Ricoh tarafından satın alınarak Pentax Ricoh Imaging Company, Ltd. adını aldı.

1950’li yıllardan sonra Fotoğraf Makinesi ve Objektif alanında oldukça başarılı ürünler üretti. Dünyanın en büyük lens ve lens teknolojisi üreten firmalarından biridir. SLR mucididir, Canon’dan eskidir Nikon’la aynı yıllarda kurulmuştur. K10D adlı modeli ”TIPA 2007” ve ”Avustralya Yılın En İyi Kamerası” gibi ödüllerin de sahibidir. Filmli makine olarak tabir edilen SLR modellerinin lensleri günümüz dijital SLR modelleriyle uyumlu bir şekilde çalışabilmesinden dolayı eski manuel lensleri son yıllarda rağbet görmeye başlamıştır. Bu manuel lensler arasında günümüzde dijital modellerinde tercih edilen en popüler lensi Pentax SMC 50mm 1.7‘dir.


FUJİFİLM

Fujifilm, Japon fotoğraf ve görüntüleme sistemleri teknolojileri firması. Dünya fotoğraf piyasasının lideri olarak gösterilmektedir. Özellikle baskı teknolojileri ve yüklü AR-GE çalışmalarıyla sektörde öncülük eden bir firmadır. Fujifilm Frontier serisi Minilab baskı makineleri ile diğer firmalara örnek olmuştur.

Son dönemde film teknolojisinin yerini digital teknolojiye bırakması ile negatif ve pozitif film üretimine son verip fotoğraf alanında dijitale yönelmişlerdir. Aynasız fotoğraf makineleri alanında X serisi ile pazarda önemli bir yer edinmişlerdir. Gene instax (anında baskı) makineleri de en çok satan ürünlerindendir. Fotoğraf dışında özellikle medikal görüntüleme, endoskopi, ultrasonografi alanlarında tıp elektroniğinde hayati ürünleri mevcuttur. Grafik ve fotoğraf baskı sistemleri diğer faaliyet alanlarındandır.

Fuji Türkiye’ye çok büyük bir yatırım yaparak, büyük şehirlerde kendi satış ve eğitim merkezlerini oluşturmaya başlamıştır.


SONY

Görüntüleme teknolojisinde önemli bir yere sahip olan sony de iddialı modellerle kendini geliştirmeye devam eden markalar arasında. Pekçok fotoğrafçının tercihi olan modellerde çok iyi performans yakalamak mümkün. Sanatsal alandaki kullanımda daha çok tercih edildiğinide söyleyebiliriz. DSLR yada aynasız türde yine tercihler arasında iyi bir yerde durmaktadır.


ZENİT

Efsane zenit markayı kullanıpta kim unutabilirki. 
Zenit EM 
1972-1984 arasında 1 milyon adede yakın üretilmiştir. 1/30-500 aralığında enstantane hızı bulunmaktadır. Üzerinde m42 lens ağız yapısı vardır. Standardında helios lensi ile birlikte gelmektedir. Bu lens 58mm 2.0 diyafram değerine sahip olup keskinliğiyle ünlenen ve aynı zamanda hala günümüzde analog ve dijital fotoğraf makinelerinde kullanılmaktadır.